Ellie, 2003 yılında Nation gazetesinde yazı işlerinden sorumlu bir çalışan. Evli bir adamla yasak aşk yaşıyor ama kendisi adamın onu kullandığından ve adamın gözünde bir şey ifade etmediğinden habersiz onu seviyor, ilişkisini kimse desteklemiyor ve bu ilişki kariyerini ve arkadaşlık ilişkilerini bin bir zorluğa boğuyor. Eski eski gazeteler için araştırma yaparken aşk mektupları buluyor. Mektup öyle içten ve aşk dolu yazılmış ki Ellie bu mektupların sahibini bulmayı kafasına koyuyor. Mektuplar 1960lardan Jennifer ve Anthony arasında geçiyor. Jennifer her erkeğin arzuladığı zengin ve itibarı olan bir iş adamının - ki kendisi pisliğin tekidir- karısı. Sonra Nation'da çalışan içten, dünyanın yapmacıklığından uzak bir gazeteci adamla tanışıyor. Aşkları giderek büyürken mektuplar da o kadar derinleşiyor. Olaylar döngüsü geçip gidiyor: Kaza oluyor, hafızalar siliniyor, kocası öğreniyor, birbirinden ayrı kalıyorlar derken birbirlerini tekrar buluyorlar ve bundan sonrası ise kimi zaman okuyucuya saçlarını yolduruyor kimi zaman gözlerini dolduruyor.
Beni başlarda pek etkilemeyen, hatta kitabı bırakma dürtüsüne sürüklemiş bir kitaptı ( yalan konuşmayalım şimdi) . Ama sonlarına doğru olaydan olaya sürüklemiş hep bir şeyleri merak ettiğimden elimden düşüremediğim bir roman oldu. Birazcık da en beğendiğim erkek karakterler arasına girmeyi başaran Anthony'ciğim için bırakmak istemedim açıkcası. Aşkta boğulacağınız ve saf aşkı iliklerinize kadar hissedeceğiniz bir roman. Özellikle sonu ağzımı açık bıraktı diyebilirim.Olaylar hiç beklemediğiniz bir biçimde şekilleniyor.Kitabın kapak tasarımına gelecek olursak bence kitabı çok basitleştirmiş. İçeriği bu kadar iyi olan bir kitabın kapağının daha çok okuyucuyu çekici tarzda olması gerektiğini düşünüyorum.Sonuç olarak JoJo Moyes yine bizi hayal kırıklığına uğratmayıp harika bir eser ortaya çıkarıyor. Benim gibi romantizmi sevmeyen biri bile bu kadar bayıldığına göre alıp bir solukta okumanız gereken bir kitap olduğunu düşünüyorum. Bence 5 üzerinden 4 yıldızı haketti.


