ARKA KAPAK:
Psikiyatr Jan Forstner bir gün beklenmedik bir anda, kimden geldiği belli olmaya güller alır. İlk başta gülleri, kitabını okuyan bir hayranından geldiğini düşünen Jan bir süre sonra kasabadaki korkunç cinayetler ile evinin kapısına bırakılan imzasız mektuplar ve hediyeler arasında bir bağlantı kurar. Ona sırılsıklam aşık olduğunu itiraf eden, hiç tanımadığı bir kadından telefon aldığında da her an takip edildiğinin farkına varır. En kötüsü bu kadını durdurmanın hiçbir yolu yoktur...

YORUMUM:
Nedense kendimi bu kitabın aşırı sıkıcı olduğuna ön yargılı bir şekilde inandırıp kitabı okumayı bir yıldır beklettim. Kitabı sonunda bitirdiğimde ise ne kadar yanıldığımı anladım. Öyle aşırı gerim gerim gerilmiyorsunuz ve korkmuyorsunuz okurken ama her bölümün bitişiyle biraz daha meraklanıyor kitabı elinizden bırakamıyorsunuz. Belki kitaba gecenin bir yarısı başlamak yerine daha makul saatlerde başlasaydım 2 gün yerine 1 günde de rahatlıkla bitirebilirdim.'' Öncesinde ne kadar mutlu olduysan, kaybettiğinde o ölçüde canın yanar,,
Kitap kendini Jana diye tanıtan bir kadının Jan Forstner'a olan hastalıklı ve saplantılı aşkını konu alıyor. Kadın kendi hayal dünyasında yaşadığı olayları gerçek sanıyor bu yüzden Jan'ı da kendi kahramanı olarak görüyor. Bu aşkı yüzünden önüne çıkan her kişiyi de defetmekten kaçınmıyor.
''Sevgi tuhaf bir şey. Ancak kaybetme tehlikesiyle karşı karşıya kaldığında uğrunda savaşmaya başlıyorsun,,
Kitabı okurken tüm karakterleri analiz edip, Jan'a saplantılı psikopat kadının kim olduğunu bulmak için adeta her an tetikte oldum. Ama kitabın sonlarında o kadının kim olduğu açıklanınca ağzım bir karış açık kaldı. Kadının kim olduğuyla ilgili tüm tahminlerim ancak bu kadar yanlış çıkabilirdi. Tam kitabı okurken sıkılmaya başladım ki olaylar birden 180 derece döndü ve neye uğradığımı şaşırdım diyebilirim. En sevdiğim kısım da kitabın sonları oldu. Son 80 sayfayı nasıl okuduğumu hala hatırlamıyorum, bir solukta bitti.
'' Sen şeytana pabucu ters giydirmeye çalışıyorsun ama o delinin pabucuna senin aklın ermez,,
Kendini Jana diye tanıtan kadından belki de nefret etmem gerekirdi onca kişiye yaptıkları yüzünden fakat geçmişinde yaşadıklarını okuyunca ufaktan bir sempati duymaya başladım. Jan'ın sevgilisi Carla'dan da kızın hiçbir günahı olmamasına rağmen nefret ettim. Kısaca sevmemem gereken karakterleri sevip, sevmem gerekenleri sevmedim denebilir sanırım.
'' Çocukluğumuzda duyduğumuz bazı şeyler bir daha silinmemek üzere hafızamıza kazınır,,
Wulf Dorn'un bu güzel eseri karşısında şapka çıkartıyor, 5 puanı veriyorum.

Bu yorum yazar tarafından silindi.
YanıtlaSilÇok güzel bir kitap.Bu kitabı ben de okumuştum.Çok sürükleyici kesinlikle.
YanıtlaSil