YORUMUM:
Tüm gece uykusuz kalıp bitirdiğim kitaptan sonra saat sabahın dördünde yazdığım ama ancak şimdi yayınlayabildiğim bir yorum olacak. Evet bu hafta biraz Jane Austen'e takmış durumdayım ve yazdığı tüm romanları da okumak niyetindeyim.
Konusundan kısa ve öz olarak bahsedersek adından da biraz anlaşılacağı üzere: Dışarıdan çok gururlu, kibirli ve başlarını küçümseyen biri gibi gözüken ve baya bir servet ve mülk sahibi Mr. Darcy ile 5 kız kardeşten oluşan durumları çok iyi olmayan bir ailedeki en büyük ikinci kız olan ve Mr. Darcy hakkında ön yargılı ve peşin hükümlü davranıp onun karakterini çok yanlış yorumlayan Miss Elizabeth Bennet'ın ( namıdeğer Lizzy ) ilk olarak birbirlerinden nefret etmekle başlayan tanışıklıklarının en sonunda büyük bir aşka dönüşmesi. Büyük aşklar nefretle başlar durumu yani, ne kadar klişe görünse de Jane Austen'in anlatımıyla en klişe konular bile ilgi çekici oluyor kanımca. Ayrıca Mr. Darcy'i o kadar sevdim ki en sevdiğim karakterler listemde baş sıralarda yerini alacağı kesin.
Öncelikle bu kitabı bir önceki okuduğum Jane Austen kitabı olan Akıl ve Tutkuyla kıyaslamak istiyorum. Gurur ve Önyargıyı, Akıl ve Tutkuya kıyasla kat kat daha beğendim, hem karakterler açısından hem olayların daha heyecanlı işleyişi hem de anlatımın o kitaba nispeten daha anlaşılır olduğu için. Akıl ve Tutku'da en önemli olayların son 5 sayfaya ve birkaç satıra sığdırılmalarına gayet sinir olduğumu önceki yorumumda yazmıştım ama en azından bu kitapta son 30 sayfayı gayet önemli noktalara ayrıntılı olarak ayırmış Jane Austen, bu sayfaları mutluluktan yerimde zıplayarak ve müthiş bir heyecanla okudum.
Kitabı okurken Elizabeth'in annesinden ve Jane dışındaki diğer kardeşlerinden o kadar nefret ettim kikarşımda olsalar tokadı basacak kıvama geldiğimi rahatlıkla söyleyebilirim. Annesinin ve kardeşlerinin o bayağılığı, iticiliği ve aşırı cahilliklerinden gelen cesaretlerinin eseri olan saçma salak sözleri okurken kendimi zor zaptediyordum. Ama Elizabeth'in babasının alaycı ve ironik konuşmaları ve ailesindeki tüm salaklara karşı olan açık sözlülüğünü okumak cidden çok keyif vericiydi.
Bu kitapta bazı yerler oldu ki nefesimi tutarak okudum, bazı yerlerde ağzım bir karış açıldı bazı yerlerde ise o kadar sevinip heyecanlandım ki kitabı kapatıp odada şöyle bir dolanmadan kendime gelemedim. Kitabı okurken elimde olmadan ah keşke o yıllarda yaşasaydım demekten kendimi alamadım. Evet dönem şartları gayet zor, kadınların varlıklı bir eş bulma derdi, meşakkatli miras işleri falan... Fakat Jane Austen o kadar tatlı diyaloglar yazıyor ki elbisenizi ve tüylü şapkanızı giyip biriyle öyle konuşmak isteyesiniz geliyor.
Neyse velhasılıkelam, bu kitapta işler çok heyecanlı ve yürek hoplatarak gelişiyordu, bir dakika bile sıkıldığımı söyleyemem. Kitabı ne kadar methetsem de yine az gelecek gibi hissediyorum, okumayanlara da bir koşu gidip almalarını tavsiye ediyorum.










